• Tatlı meyve kokusu:            Diabetus mellitus tip1, tip 2 

Alkoholik ketoacidosis 

  • Feçes kokusu:                       Intestinal obstruction 
  • Balık kokusu:                        Böbrek yetmezliği 

Trimetilaminüri(flavin azlığı)

  • Fare kokusu:                        Fenilketonüri 
  • Pişmiş lahana kokusu         Methionine adenosil transferaz eksikliği 
  • Terli ayak kokusu                 İsovalerik asit 

Kromozom15 eksikliği

  • Yanık şeker kokusu             Maple syrup uriner sist.hast.
  • Tatlı küf kokusu                   Homosistinüri 
  • Çürük yumurta kokusu       Karaciğer hastalıkları

GIS Hastalıkları

  • Amonyak kokusu                  Böbrek hastalıkları 
  • Tatlı asit kokusu                   Akut eklem romatizması 
  • Çürümüş et kokusu              Akciğer apseleri ve bronşit
  • Çürümüş kan kokusu           Lösemi

Konstipasyon(Kronik kabızlık): En sık rastlanan ağız kokusu sebeplerinden birisidir.

Sakız ve gargaralardaki tatlandırıcılar: Her ikisinde de tatlandırıcı olarak aspartam kullanılmaktadır. Aspartam bakteriler tarafından parçalandığında çirkin kokulu bir gaz olan metanole dönüşür. Metanol de formik asit üzerinden gene çirkin kokulu olan formik asite dönüşür.

Ağız kokusunda yer alan bakteriler ve mantarlar ile memeli konak hücreleri, çoğalmaları sırasında hemen hemen birbirine eş aminoasit sekansları olan HSP’ler (heat shock proteins-HSP) yaparlar. Bağışıklık sistemi ise konak ve yabancı HSP antijenlerini ayırt edemeyebilir. Ağız bakterilerinin HSP’lerindeki artışa yanıt olarak yapılan anti-HSP antikorları dolaşıma girebilir; kendi HSP antikorlarıyla çapraz reaksiyonla immun kompleksler oluşabilir ve vücudun farklı dokularında depolanabilir ve sistemik enflamasyona yol açabilir. HSP benzerliği arteriyel duvarlarda ateroskleroz, eklemlerde artirit ya da mukoza membranlarında Behçet Hastalığı’na katkıda bulunabilir.

Bu mikroorganizmalar kendi yapısal proteinlerini taklit eden antijenler üretebilirler. Bu taklit antijenler de mukozal ya da sistemik immun sistemle karşılaştıklarında kendi antijenlerine yanıtsız olan T hücrelerini aktive eder. Aktive olmuş T hücreleri kendi antijenlerine karşı otoimmun yanıtı başlatabilir ve alerjilere neden olurlar.

Bazı çalışmalar ağız kokusu nedenlerinin çoğunun ayrıca yüksek felç riski ile ilişkili olduğunu göstermiştir. 

Ağız Kokusunun Tedavisi

  • Sebep ağız kaynaklı ise gerekli detertraj ve periodontal operasyonlar yapılır.
  • Ağızda bakteri birikimine neden olan restoratif uygulamalar düzeltilir, ağır metaller bedenle daha uyumlu, korozyonu daha az malzemelerle değiştirilir.
  • Hastaya gerekli olan diş ve ağız hijyeni, dil fırçalama eğitimi yapılır.
  • Ağız gastrointestinal sistemin başlangıcını temsil etmektedir. Ağız kokusunun pek çok sebebi olmakla beraber ortak paydaları kommensal floranın bozukluğudur. 
  • Ağız kokusunun sebebi, anaerobik bakterilerin kendilerine uygun aminoasit üretmek için tükürük ve gıda proteinlerini yıkmaları ve sonuçta hidrojen sülfit ve metanetinol içeren uçucu sülfür bileşikleri açığa çıkarmalarıdır. Bu sebeple kommensal floranın düzenlenmesi tedavide çok önemlidir. Bu nedenle ağız kokusunda dil üzerindeki bakteriyel populasyonların azaltılması birincil tedavi olarak düşünülmesi ve antimikrobiyal ajanların(klorheksidin) ya da mekanik cihazların kullanımı(dil fırçalama) yeterli gelmez. Çünkü problemli bakteriler hızla dili yeniden doldurur ve kötü koku vermeye devam eder.
  • S. salivarius’un uçucu sülfür bileşikleri üreten bakterilerin sayılarını azaltan bakteriosin ürettiği bilinmektedir. S. salivarius K12 içeren sakız veya pastil kullanımı ağız kokusu teşhisi konmuş bireylerde uçucu sülfür bileşikleri üreten bakterilerin sayılarını azaltan bakteriosin ürettiği bilinmektedir.
  • Bir çalışmada ağız kokusu olan hastalarda, iki haftalık L. salivarius WB21 içeren tabletlerin kullanılmasının periodontal ceplerdeki dişeti kanama seviyesinde ve uçucu volatil bileşiklerde önemli bir azalma olduğunu göstermiştir.

Semptomatik Tedavi

  • Çay içmek: Polifenoller, hidrojen sülfit gibi kötü kokulu bileşiklerin üretilmesini ve mevcut bakteri engelleyebilir. Yeşil ve siyah çayda polifenol bulunmaktadır.
  • Çinko iyonları içeren gargara ve yiyecekler tüketmek: Çinko doğrudan kötü kokulu sülfür bileşikleri nötralize eder. Ceviz başta olmak üzere bütün kuru yemişlerde çinko bulunur. Bazı besinlerin içerisinde hem kükürt hem çinko bulunur. Böyle besinler ağza girdiğinde bir yandan koku üretirken diğer yandan içerisindeki çinko sebebiyle kokuyu yok eder.
  • Esansiyel yağlar içeren gargara: Çay ağacı yağı, nane yağı ve limon yağı uçucu sülfür bileşiklerini nötralize eder.
  • Taze biberiye, maydanoz, nane, tarhun, karanfil, hindiba ve çok koyu yeşil yapraklı sebzeler çiğnemek 
  • Dil sırtını fırçalamak
  • Alkollü gargaralar ağız kokusunu geçirmez, tam tersi arttırır. 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

bagirsak-florasi
bebeklerde ve çocuklarda diş bakımı
Kanal Tedavisi